Evlat Aşkıyla İman Tazelemek: Taşacak Bu Deniz Esme'nin Sorgulanan Anneliğine Bakış
Evlat Aşkıyla İman Tazelemek: Taşacak Bu Deniz Esme'nin Sorgulanan Anneliğine Bakış
Bu yazıyı okurken Sema Moritz-Hasret parçasını dinlemenizi tavsiye ederim.
Gelelim konumuza. Metne bir şiirle başlamak istiyorum;
"Allah der ki: Kimi benden çok seversen onu senden alırım.
Ve ekler: "Onsuz yaşayamam" deme, seni onsuz da yaşatırım
Ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar
Canından saydığın yar bile bir gün el olur, aklın şaşar
Dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya
Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur
Düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın
En garibi de budur ya öldüm der durur, yine de yaşarsın."
Esme'nin hamile olduğuna emin oluşu, en umutlu olduğu ana denk geliyor. Sevdiği adamla kaçacaklar, İstanbul'da birlikte bir hayat kuracaklar, Esme türkü yarışmasından sonra hayal ettiği kariyeri kuracak. Gizli saklı yaşadıkları ilişki, alenileşecek. Hep bir kız çocuğu sahibi olmak isteyen Esme, bütün bu ihtimallerin mutluluğu başını döndürürken anne olacağını öğreniyor. Bugüne kadar kurduğu bütün hayaller gerçek olmaya çok yakınken dünyası başına yıkılıyor Esme'nin. Öz babası tarafından ölüme sürüklenirken "tesadüfi" bir şekilde o hayatta kalıyor, babası ölüyor.
Böyle travmatik bir olaya ek, babasının ölümünden sorumlu tutulan Esme, kendi savunma mekanizmasını imanı üzerine kuruyor.
Esme'ye göre hayatta kalışı "kader." Allah onun yaşamasını istedi çünkü "Esme masum bir can taşıyor." Böylelikle, babasının ölümünden kendini sorumlu tutmuyor.
Bebeğini doğurmak, Esme'nin zamanla varolma sebebi oluyor. Onu kucağına alınca bütün felaketlerin biteceğini, güzel günlerin başlayacağını düşünüyor. Sürekli iletişim halinde bebeğiyle. Tasavvufta her sevgi ilahi aşka çıkar, eğer ilahi aşkı unutursan o sevgi senin sınavın olur. Tıpkı üstte paylaştığım şiirde anlatıldığı gibi.
Esme karnımdaki bebek varsa ben varım o yoksa ben ölüyüm ruh haline bürünüyor. Eleni benim kızım mı diye sorgulamadan önce Allah bize bir melek göndermiş Esme diyen Adil'i anımsayın. Esme için bebeğinin böyle bir ulviliği var işte. Bu yüzden kızının öldüğünü öğrenince Esme, yaşama motivasyonunu kaybediyor, Allah'a yöneliyor.
Başta canına kıymaya kalkması çok yüksek ihtimal. Yaşadığı acı tarif edilemeyecek boyutta. Bunun da "Kızın günahsız gitti cennette, canına kıyarsan onunla mahşerde dahi kavuşamazsın." minvalinde bir cümleyle önlendiğini düşünüyorum.
Allah'a: "Canıma kıymamam için bana sebep ver!" yakarışı da bundan. Kızına "hasret" Esme. Her güne belki son günümdür umuduyla uyanacak kadar hasret.
Adil hapisten çıktıktan sonra belki biraz daha katlanır hale gelir acısı diye umutlanırken, Adil'in sandıkları yüzünden yaptıkları Esme'yi sessizliğe itiyor.
Normalde Adil'e haykırsa, Adil bilse evlat gömdüğünü, dünyayı yakar. Esme de bundan susuyor. Konuşursa dökülecek kanın, kızıyla mahşerdeki kavuşmasına mani olacağını düşünüyor. Bunun vicdan yükünü de Esme'ye yüklüyorlar çünkü.
Esme acısını; aşkının yeşerdiği, çocuğuna hamile olduğunu öğrendiği o araziyle ilgilenerek, anneliğe benzettiği muhtarlık mesleğini icra ederek bastırmaya çalışıyor. Eceliyle ölene dek nefes alabilmek için çabalıyor.
Esme'nin arazi meselesi yüzünden Adil'i vuruşu da bu yüzden. O nefret ettiği düşmanlığın kutsalını lekemesi korkusu, yine kızını kaybetmiş gibi hissedişi kontrolünü kaybettiriyor.
Bu aynı zamanda, mabedini Eleni'yi denize atanı koruduğu için yıktırmasını daha değerli bir hale getiriyor. Esme'nin kızını öldüğünü düşündüğü süreç boyunca: "Keşke o gün uçurumdan düşüp ölseydim kızımla birlikte de babam sağ olsaydı, Emine ve Sevcan'ın başında olsaydı." şeklinde düşündüğü kanısındayım. Bu yüzden iki kız kardeşine karşı kendini sürekli sorumlu hissediyor. Üzerine yüklenen baba katilliği yükünü de mabedinin yıkımıyla kenara bırakıyor. Yavaş yavaş uyanıyor Esme.
Eleni'nin onun kızı olma ihtimali Esme'ye yaşam umudu veriyor. Allah'ın onun sesini duyduğunu, çektiği bütün acının dünya gözüyle kızına kavuşmak üzere olduğunu düşünüyor. 20 yıl boyunca anlamdıramadığı hayatına bahar geliyor. Esme türküler yazan, sanatçı kişilikli bir kadın. Böyle insanlar için yaşamı anlandırmak önceliktir. Uçurumun kenarından hasbelkader kurtulan Esme için hayatının anlamı " Aleyna'sı" dır. Bu yüzden sonuna kadar gider, "öförik" Esme'dir.
Dna sonuçları Esme'yi büyük bir yıkıma sürükler. Kendi kızını tanıyamayan, neredeyse onun huzurunu bozacak olan kötü bir annedir kendi gözünde. Bu psikoloji onu umutlandırdın beni diye kızan Eleni'ye içini açmasını sağlar. Eleni Esme için süreç içinde anlamlandıramadığı bir değer kazanmıştır. Eleni'nin tesellileri Esme'ye iyi gelmeye başlar. Yükünü hafifletir.
Üstte de belirttiğim üzere Esme gibi hayata kader felsefesi, gönül gözüyle bakan insanlar için doğru yüreğin hissettirdiğidir. Bu yüzden Eleni ve Aleyna isminin aynı anlama gelişi Esme'nin gerçeği öğrenmesini sağlar. Fakat artık onu yeni bir sınav beklemektedir. Gerçeklerin ortaya çıkışı sonrası yaşanacak olan "yıkım" Eleni'nin kabusu, kıyameti olacağını duyuyor Esme.
Yaşadığı acıları, travmaları bir kenara bırakıp tamamen bir "cennet" hayaline tutunuyor. Bu Eleni'ye yüklediği kutsiyetle alakalı. Her şey güzel olacak, aile olacağız, mutlu olacağız sanrısıyla ayakta kalmaya çalışırken bu sefer de bu umudu alınıyor Esme'nin elinden. Yavaş yavaş gerçeklerle yüzleşirken Allah'a sığınıyor. Ramazan'da inzivaya çekiliyor. Tabi olaylar durmuyor. Esme iyice deliriyor, hasretin ve kızına babasıyla verebileceği cennetin arasında kötü bir psikolojiyle gidip geliyor.
Şunu da belirtmekte fayda var ki; Esme'nin yaşadığı bu korkunçlukları tetikleyen iki olay var: Adil'in tutuklanması ve babasının onu öldürmeye çalışırken uçurumdan düşmesi.
Herkesin bildiği bir gerçektir ki bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey annedir. Herkesin bildiği bir gerçeklik daha vardır ki bir kadının en çok ihtiyaç duyacağı şey -hele ki Esme'nin hayatına benzer bir yaşam sürdürüyorsanız- dağ gibi dik bir babadır. Esme kendi travmatik süreçlerinden yola çıkarak, Eleni'nin ihtiyaçlarını sıralıyor.
Eleni'ye sırrı söylememesi de bundan. Esme annesinin yüklediği yüklerle çöken biri olduğundan kızına sır yükünü yüklemek istemiyor.
Yani Esme kendini kızına hasret bırakarak aslında o hasretin bile kızından değerli olmadığını gösteriyor. Kızının "barış" misyonunu giyiyor üstüne.
Yorumlar
Yorum Gönder