Bağlanma Tuzağı: Taşacak Bu Deniz Esdil İlişkisi Üzerinde Kaçıngan-Kaygılı Bağlanma Stilleri

Bağlanma Tuzağı: Taşacak Bu Deniz Esdil İlişkisi Üzerinde Kaçıngan-Kaygılı Bağlanma
Stilleri


Adil; akraba dost ebeveyn ve kardeş ilişkilerinde güvenli bağlanan biri. Onlardan yalan veya kötülük beklemiyor. O dönemde o coğrafyada olabilecek en sağlıklı aile bağı Koçari’lerde var. O yüzden Esme’yle karşılaştığında yaşıtı bir ergenden pek farkı yok. Bunu flashbacklerle göstermediler ama Adil’de yansımaları görünüyor.

Esme’ninse durumu vahim. Geri kafalı bir aileye sahip ve yaşadığı köy kadınlara karşı fazlasıyla katı. Yine de türkücü olmak gibi şartları da göz önüne alırsak imkânsız bir hayale tutulmuş.

Adil; bir köyün, bir ailenin reisi olacak şekilde ‘dağ’ gibi yetiştirilmiş. Cesur, dik, güvenilir, hislerini söylemekten çekinmeyen, dürüst, sorumluluk sahibi biri olmuş.

Esme ise kaçıngan bağlanan, güven duyana kadar ‘hırçın bir deniz’ gibi saldırgan ancak kendini bırakabileceği güveni elde edince hislerini belli etmeye başlayan, öfkesini kalkan edinmiş, kendi yarasını kendi sarmayı öğrenmiş, gerçeği de hislerini de hayallerini de saklamaya meyilli biri.

Adil’in uçariliğinin, flörtözlüğünün Adil’e pek bir zararı yok. Fakat Esme öyle olamaz. İşte ikilinin arasındaki ilk kırılma noktası bu. Şartların oluşturduğu birbirlerine sağlıksız bağlanma biçimleri. Hadi ilk tanıştıkları ana bir yolculuk yapalım:

Adil Esme’nin sesine, türküsüne çekiliyor. Birinin türkü yazdığı sevdası olmanın masalsılığı Adil’in Esme’ye ilgisinin ilk sebebi. Kim kader hissiyatı veren destansı bir aşkı hayal etmez ki? Hemen başlıyor flört etmeye.

Esme ise yıkık dökük viranede imkânsız bir hayale tutunurken, hayranlıkla onu öven biriyle karşılaşıyor. O an gardını indirip Adil’in flörtüne karşılık veriyor. Ta ki, bir ‘Koçari’ olduğunu öğrenene kadar...

Türkücü olmaktan daha imkânsız bir aşk kapısındayken, kaçak göçek söylediği türküyü duyup övgüler yağdıranın düşman köyden olduğunu öğrenmek, Esme’yi ‘hırçınlaştırıyor.’ Adil’i dövüp sövüp uzaklaştırıyor kendinden. Fakat Adil kaseti alarak bağı kopartmıyor. Bunlar olurken ikilinin kanı kaynayan iki ergen olduğunu henüz aşkın olmadığını unutmadan okumaya devam edin. 

İlk görüşte aşk yok yani, Adil türkünün büyüsüyle Esme’nin peşinden koşmaya karar veriyor ve kaçma kovalamalı flört dönemi başlıyor.

Adil; horonda sağına giriyor. Esme’nin konakta çalışırken, pazarda, gösterilerde karşısına çıkıyor, ilgisini gösteriyor. Bu süreç üç koca ay sürüyor. İşte tam da bu üç ay o meşhur sevdalarını ortaya çıkartan, hoşlantılarını pişirip aşka çeviren unsur.

Adil bu üç ayda Esme’nin peşinden koşup onu tanıdıkça, uğruna türkü yazılan aşık olmaktan çok Esme’nin aşığı olmayı isteyecek noktaya geliyor. Artık amaç Esme’nin aşkını kazanmak. Hayatında yer edinmek. Hovardalıktan çıkmış yani iş bir ergenlik hevesi değil.

Bunun bu üç ayda hangi zaman dilimine denk geldiğini bilmesek de Esme’yi uykusunda gördüğüne inandığı başka bir adamdan kıskanmasıyla görmüş oluyoruz. Aynı zamanda korktuğunu da.

Esme bu üç ayda Adil’e ilgisini minimum düzeyde göstermiş. Ne tam manasıyla umut vermiş ne de keskin bir bıçak gibi önünü kesmiş. Arada derede bir vaziyette bırakmış Adil’i, kaçıngan bağlandığından. Sevgisinden emin olana kadar sert tutumu devam etmiş. Emin olduktan sonra bile tamamen kapıldığını göstermemiş Adil’e.

Esme’nin peşinde koşmanın hayatında bir rutin olduğu, ondan, aşkını elde etme arzusundan vazgeçemeyecek bir noktada olan Adil de kaygılı bağlanmış Esme’ye. İlgiye boğmuş ilgi görmek istemiş. Gider, gidecek diye de hep tetikte olmuş.

Esme’nin ilk kez tamamen duvarlarını indirip Adil’in karısı olmayı kabul ettiği flashback gelince bu kısım daha da oturacak. -Fikrimi soracak olursanız, bu Esme'nin başka biriyle evlenme ihtimaline karşın Adil'in kendince aldığı önlem olabilir. Esme'yi istemeye gelen birinin varlığı hadi evlenelim aksiyonu almasını sağlamış olabilir.- Şimdilik bildiklerimizden gidelim.

Kaygılı bağlanan bireyler partnerleriyle sürekli bir temas halinde olmak sık konuşmak isterler. Partnerlerinin nerede kiminle ne yaptıklarını merak ederler.

Kaçıngan bağlananlar için ise bu kadar ilgi boğucudur. Kapılmak, çok sevdiğini göstermek, savunma mekanizmasını indiren bir şeydir. Belirli bir seviyeyi korumak isterler. 

Fakat ikisinin de ‘ergen’ olduklarını unutmamak lazım ve artık birbirlerini çok sevdiklerini.

Esme’de de bu üç aylık süreç, Adil’in sevgisini sürekli hissetme ihtiyacı doğurmuş. Artık onu gerçekten sevdiğine de eminken, hayatında ilk kez hissettiği o sıcaklığa kontrollü bir şekilde kendini bırakmak farz olmuş. Gerek ateş ve barut gibi olmaları, gerek birbirlerine sağlıksız bağlanış biçimleri ve inançları, sahip oldukları ahlaki-etik değerler imam nikahı kıymalarına neden olmuş.

Artık ne Esme Adil’den gidebilir ne Adil Esme’den. -onların düşündükleri bu- İlişkileri sağlıksız bağlanma türlerini bir süreliğine bir kenara bırakıp keyfini çıkarma noktasına gelmiş.

Biz hep Adil’in aşkını yedi düvele duyurduğunu Esme’ninse daima sakladığını gördük. Barakada kaçma kararlarıyla ilgili izlediğimiz flashbackte de Esme saklama taraftarı Adil’in umuru değil. 

Esme'den babasının ağzını aradığını, rıza göstermeyeceğini söylediğini duyuyoruz. Adil’in yine umuru değil. Kaçarız diyor, Esme yine kaçıngan bağlanışından Koçari’ye kaçmaktan çekiniyor, önünü kesiyor. Adil de kaygılı bağlandığından hemen İstanbul fikrini ortaya atıyor, türkü yarışmasını hatırlatıyor. Esme’yle olduğu sürece yerin mekânın fark etmeyeceğini ve onu destekleyeceğini belirtiyor. Esme de biraz daha rahat hissettiği için yumuşuyor, orta yolda buluşunca ana bırakıyorlar kendilerini.

Arada yine ne kadar zaman geçtiğini bilmediğimiz bir boşluk var. İkili gergin bir halde kaçmaya kalkıyorlar, Esme hamile.

Bebek Esme için büyük bir dönüm noktası oluyor. Esme hem Adil’i kaybetmekten korktuğundan hem bebekten babasına aşkını haykırmaktan çekinmiyor çünkü artık asla kopamayacakları bağları var. Ortak çocukları var.

Bu yüzden Esme’nin tek amacı; kendini, çocuğunu, Adil’i yaşatarak geleceklerini kurtarmak oluyor. Adil’in sırf bu sebepten ayrılacağına inanacağını düşünmüyor, ne de olsa 3 ay peşinde koştu, yine koşar, sorgular diyerek hayatının hatasını yapıyor bilmeden.

Adil; kaygılı bağlandığı, Esme’nin ondan ilk hatasında kolayca vazgeçebileceğine inandığı için sorgulamıyor. Kin güdüyor. Öfkesine sığınıyor. Çünkü terk edildiğine o kadar ikna ki bunun altında eziliyor. Eziyet etmeye başlıyor ve hayatının hatasını yapıyor bilmeden.

Adil Esme’ye olan sevdasını sandığı şeylere rağmen bitiremiyor. Kendisini bir fotoğrafla silen Esme’nin katil adamdan yirmi yıl boyunca vazgeçmeyişi ağırına gidiyor, yine de bitiremiyor. Adil’in Esme’yle kırıcı konuştuğu bütün anlardan bir öncesinde Esme’nin nispeten yumuşayan bir tavrı oluyor ve Adil’in içini umutla dolduruyor.

Otel odası ve öncesindeki sert konuşmaları, Esme’nin sabaha kadar ona yardım edişi ve bunu Şerif’e söylemekten çekinmeyip bir daha olursa yine Adil’e yardıma gideceğini ifade etmesiyle hissettiği umuttan mesela. O yüzden çıkışta bekliyor. ‘Belki gelir gelmezse de umudum tükenir.’

Adil 20 yıl Esme’nin en azından bir süre onu sevdiğine inanarak geçiriyorken Şerif’in çıkışıyla ‘O kadar da sevmemiş beni’ gerçekliğiyle karşılaşmaktan çok korkuyor. 

Hayatı o kadar belkilerle dolu ki Esme gelmeyecek olsa da belki ona gelirse diye konağı yaptırıyor, evlenmiyor kimseyle. Kendini hep hapiste diye boşanmıyordur, ne de olsa dip dibe değiller diyerek avutuyor ama Şerif çıkacak.

Adil’in bir karar vermesi gerekiyor ve bu da Esme’nin arazisini kan hakkı olarak almak oluyor. Esme’nin onu vurması kırıyor ama aynı zamanda araziye onu vuracak kadar bağlı olması umut veriyor. Kocamdan önemli değil demesinden iyidir diye düşünüyor. 

Adil’in şuanda da durumu pek farklı değil. Esme ‘Eleni’ faktöründen dolayı kaçıngan bağlanma stilini bir kenara bırakıp aşkını göstermeye odaklanıyor ama Adil buna çok yabancı. O hep Esme’nin onu bırakıp gideceği bir gerçeklikle yaşamış.

Şerif’ten boşansa tekrar bir araya gelseler bile bir gün yine bir ‘hatasında’ bırakıp gidecek. Esme’yle bir ‘sonsuzluğu’ yok, inandığı şey bu. Yine de ‘belki’ bırakmaz umudu var.

Esme’ye ağzına geleni saydırıyor ama Esme gerçekten gitmeye niyetlenince bırakmıyor. Onu ne kadar sevdiğini gösteriyor. Bunlar hep deniz gibi dalgalı bi ilişki tarafından sarsılan dağ olmasından. 

Eleni’yi öğrenince Esme’yle sonsuz bir bağları olduğunu da öğrenecek ve o da kaygılı bağlanmayı, duygularını uçlarda yaşamayı bırakacak.

 


Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ataerkinin Kadınlar Üzerindeki Yansıması: Taşacak Bu Deniz Esme Karakteri